Turkçe | English   

 
 
Köşe Yazıları
Gelecekte Birgün gelecek

2006 yılı, kendimizden başlayarak toplumu, ülkemizi ve tüm dünyayı yorucu bir sınavdan geçiriyor. 2012’ye doğru yaklaştığımız şu günlerde komplo teorisyenlerinin dosyalarında biribiri ardına ortaya çıkan akıl almaz seneryolar, diğer taraftan yüzyüzü olduğumuz somut gerçekler akıl tutulmasına yol açıyor.

Geride kalan 20'nci yüzyılın ilk gününü yaşayanlar, eskisinden çok farklı bir dünyada, insanlığın mutlu ve barış içinde yaşayacağını düşünüyorlardı. Bunu düşünmekte haklıydılar. Çünkü 19’ncu yüzyılda gerçekleştirilen icat ve buluşlar, insanlığa hayal bile edilemeyecek bir aşama kaydettirmişti. Sanayi devrimi kitlelere hem istihdam, hem tüketim alanları açmaktaydı. Ama ne yazık ki tüm bu olumlu gelişmeler, sonsuza kadar insan zihninde varlığını sürdürecek olan, “yok etme” dürtüsüne yenik düştü. İdeolojik kamplaşmalar, yüz milyonlarca insanın mutsuzluğuna sebep oldu. Teknoloji, yaşatmak için değil öldürmek için kullanıldı.

21’nci yüzyıl küreselleşmenin getirdiği etkiyle, ideolojik kutuplaşmayı zayıflatarak insanların yakınlaşmasını sağladı. Yakınlaşmalar kültürel etkilenmeyi de beraberinde getirdi. Toplumlar önyargılarından arınarak birbirini anlamaya daha müsait hale gelmişti. Bu yüzden Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğinde elli yıldır alamadığı bir mesafeyi, son dört yılda alması şaşırtıcı değildi. Ama ne yazık ki insanlığın önünde duran bu tarihi fırsat “terör korkusu”yla havaya uçuruldu. İdeolojik kamplaşmaların yerini bugün “medeniyetler çatışması” aldı.

Ortadoğuda yaşanan gelişmeler ve beraberinde yapılan senaryo çeşitlemelerini gözden geçirdiğimizde, dünya kamuoyunun hazırlıksız yakalandığı ortaya çıkıyor. Birçoklarımız “ne oluyuruz?” Sorusuyla beraber “daha nereye kadar?” sorusunu da eklemeyi ihmal etmiyoruz. Bir toplum için terörist olarak algılananlar, başka toplumlar tarafından kahraman olarak ilan ediliyor. Bu tabloya bakarak nasıl bir kutuplaşmanın merkezinde yer aldığımızı daha net olarak görebiliyoruz.

Tüm bu yaşananlar  Türkiye’nin sahip olduğu stratejik önemini bir kat daha güçlendiriyor. Doğu ve batıya eşit mesafe olması, sahip olduğu tarihsel mirasını demokrasiyle taçlandırması, yıllardır etrafında yanan “savaş ateşi”ne inat, barış kültürünü özümseyerek yaşatması ve küresel ekonomiye nüfuz etme potansiyelini barındırması, Türkiye’nin bölgesinde söz sahibi olmasının zorunluluğuna işaret ediyor.  Bu yüzden iç politikamızı ve toplumsal ilişkilerimizi, daima uzlaşmak ve çözüm üretmek üzerinde sürdürmeli, bu yaklaşımımızı dış politakaya aksettirmemiz gerekiyor.

Bugün yaşananlar tarihte yaşananlardan farklı bir özellik taşımıyor. Bize düşen bu gelişmeler karşısında onurlu duruşumuzu nasıl muhafaza edebiliriz ve çözümde hangi görevleri üstlenebiliriz bunlara bakmalıyız. Siyaseti, farklıların birbirini yok etmelerinin değil, birlikte yaşamalarının mesleği olarak icra eetmeliyiz. Ve yüzümüzü uzak geleceğe çevirmeliyiz.

 




Faaliyetler
11.04.2018
TİKAD Başkanı Sayın Nilüfer Bulut, İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Sayın Mevlüt Uysal´ı makamında ziyaret etti.


23.03.2018
TİKAD'ın destekleyen kuruluş olarak katkı sunduğu "Biz Geleceğiz" Projesi 23 Mart Cuma günü "Çocuk İhmal ve İstismarı" konulu sempozyum ile başladı.


15.03.2018
Sayın Emine ERDOĞAN Hanımefendi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bir öğle yemeği verdiler. 15 Mart, Perşembe günü gerçekleşen yemeğe TİKAD Başkanı Sayın Nilüfer BULUT da katıldı.


09.03.2018
Tunus'un önde gelen iş kadınlarından oluşan Tunus iş heyeti ve TİKAD, gerçekleştirdikleri toplantıda karşılıklı iş birliği ve yatırım fırsatlarını görüştü.


09.03.2018
TİKAD üyeleri ve TİKAD Yatırım A.Ş yönetimi; 9 Mart'ta birlikte gerçekleştirdikleri toplantıda, kadınların güçlenmesi amacıyla hayata geçirecekleri projeleri değerlendirdiler.


Tüm Hakları Saklıdır. Copyright © 2011 Türkiye İş Kadınları Derneği